Kaymak Gibi 66 Seks Hikayeleri!

Ah Bu Töreler! Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum!
(59. Bölüm)


Ah Bu Töreler! Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum! (59. Bölüm) (Osman 30 Y., Konya / Türkiye)

Ben koltuğa geçerken Kadriye de yatak odasına geçti. 5-10 dakika sonra ayağında oldukça yüksek topuklu şeffaf tabanlı bir ayakkabıyla geldi. Kırmızı kurdele gibi bağcıkları nerdeyse dizine kadar geliyordu. Kadriye yürürken dengesini sağlamakta zorluk çekiyordu. Ayakkabının tabanı parke zemin üzerinde şiddetli 'Tak, tuk!' sesler çıkartıyordu. “Bu ne böyle?” dediğimde, “Bunu kocam almıştı!” dedi sadece. Demek ikinci kocası bu tip şeylere meraklı bir adamdı.

Kadriye, “Aşkım bir gelsene, bir şey var göstermem gereken, yardım etmen gerek!” dedi. İçeri geçtim. Kadriye büyük dolaplardan birinin kapağını açınca gördüğüm şey beni hayrete düşürdü. Bu bir düzenekti. Masa, yada sehpa ayağı gibi bir şeyin üzerine monte edilmiş bir düzenek. Ve ucunda gerçek bir yarağa benzeyen uzun ve elastik bir şey vardı. Kadriye bunu göstererek, “Hayatım, bu benim sikiş makinem, kocam almıştı bunu da. O yurtdışına falan gittiğinde ben bununla zaman geçiriyordum. Eski tip bir şey bu gerçi, artık bunların yenileri çıktı. Ama ne yaparsın, bizim zamanımızda bunlar vardı!” dedi gülerek.

Benden bunu içeri götürmemi istedi. Biraz ağır bir şeydi bu. Ucundan siyah bir kablo sarkıyordu, kablonun ucunda da kontrol kumandası vardı. Salonun ortasına götürdüm. Kadriye fişi prize takıp bir düğmeye bastı. O anda da motorlu düzenek çalışmaya başladı ve plastik yarak bir ileri bir geri hareket etmeye başladı. Üzerinde manivela gibi bir şey vardı. Ve elektrik motoru o manivelayı döndürünce de, ona bağlı demirin ucundaki plastik yarak ileri doğru, sonra da geriye doğru hareket ediyordu. Manivelanın her dönüşü 'Takır, tukur!' sesler çıkarıyordu.

Kadriye’ye, “Çok kötü kullanmışsın herhalde, baksana motordan ses geliyor!” dediğimde, kahkahalarla güldü ve “Doğru aşkım, boşandıktan sonra çok kullandım!” dedi gülerek, “Bunu televizyonun karşısına koyup filmlerimi izliyorum. Hatta bazen hastalarımın raporlarını bunu kullanırken okuyorum, o zaman kafam daha çok çalışıyor!” dedi. “Dur sana nasıl kullandığımı göstereyim!” dedikten sonra, uzun bir pufu makinenin önüne çekti ve “Şu pufu sırf bunun için aldım!” dedi.

Pufun üzerinde sanki ata biniyormuş gibi oturdu. Benden makineyi yaklaştırmamı istedi. Önce düğmesine basıp kapattım makineyi. Ardından pufa doğru yaklaştırdım. Kadriye’nin talimatlarına göre yüksekliğini ayarladım. Kadriye, “Aşkım, yarağı amıma soksana!” dediğinde plastik yarağın ucunu amına soktum bir miktar. O pozisyonda göt deliğinin ağzının açıklığını fark ettim. “Götten epey yemişsin!” dediğimde, “Kocam göt deliğimi biraz genişletti. Kalın ve damarlı bir yarağı vardı. İlk zamanlar çok canım yanıyordu, sonra ameliyatla genişletti!” dedi. Sonra benden makineyi çalıştırmamı istedi.

Dediğini yaparak düğmesine basınca, manivela dönmeye ve plastik yarak Kadriye’nin amına girip çıkmaya başladı. Kadriye, “Oğhh, ığmm, çok güzel, ağhh!” sesleri eşliğinde inlerken, makine durmaksızın çalışmaya devam ediyordu. Bugün benim için epey öğretici olmuştu. Kadriye o şekilde makine tarafından sikilirken, ben ayakta durmuş bu durumu izliyordum sadece. Birkaç dakika boyunca bu durum devam etti. Kadriye kendinden geçmiş gibi inliyor, başını sağa sola oynatıyordu. Yüzünden, aldığı zevki görebiliyordum.

Derken Kadriye, “Hızlandır şunu, hadi, hızlandır!” demeye başladı. Kumandaya baktığımda makinenin '1' seviyesinde çalıştığını gördüm. 2'ye getirdiğimde yarak daha hızlı hareket etmeye başladı. Bununla birlikte Kadriye’nin inlemeleri de çoğaldı. O anda aklıma onun bu haldeyken resimlerini çekmek geldi. Cep telefonumun kamerası vardı. Kadriye telefonumla çekmeye çalıştığımı görünce, “Şu dolabı aç, orda benim fotoğraf makinem var, onunla çek!” dedi. Dediği dolabı açtım, içinde fotoğrafçıların kullandığına benzer bir fotoğraf makinesi vardı. Onu aldım ve video ayarına getirdim. Tam karşısına geçerek, yüzünü görmeyecek şekilde çekmeye başladım.

Kadriye’nin yüzü görünmüyor, ama deli gibi inlemeleri kayda giriyordu. Makine hızlı hızlı çalışırken Kadriye boşalır gibi iniltiler, sesler çıkartmaya başladı bu kez. Bir süre derin derin nefes alıp verdi, sesi kesilmişti. Sadece makinenin sesleri duyuluyordu. Ayağa kalktım ve elimde fotoğraf makinesiyle amını çekmeye başladım. Ten renkli elastik yarak Kadriye’nin amına her seferinde aynı hızla girip çıktıkça, Kadriye’nin amı bir genişleyip bir daralıyordu. Amından akan zevk sıvıları yarağın üzerini kaplamıştı.

Amının dudakları biçimliydi. Hatta öyle ki, sanki gerçek bir kadın dudağı gibi görünüyordu. Ruj sürüp uzun uzun emesi geliyordu insanın. Göt deliğinin ağzı epey genişti. Kocası Kadriye’yi deneme tahtası gibi kullanmıştı anlaşılan, ama Kadriye’nin bundan şikâyeti yoktu. Bu sayede daha genç ve güzel gösteriyordu. Elimde kamerayla sarı saçlarını, sırtını, amını, götünü, makineyi uzun uzun çektim. Kadriye boşalma sonrası yavaş yavaş kendine geldi.

Bu kez benden yarağı göt deliğine sokmamı istedi. Kamerayı koltuğun üzerine koydum, makineyi kapattım. Kadriye aynı pozisyonda durmaya devam ederken elastik yarağı tutup amından çıkardım. Yarağın üzeri koyu beyaz, yapışkan zevk sıvıları ile kaplanmıştı. Yarağı tutup ucunu göt deliğinin içine bir miktar soktum. Ardından makineyi tekrar çalıştırdım. Birinci seviyedeydi yine makine. Koca yarak Kadriye’nin göt deliğine girmeye başlamıştı. Kadriye’nin göt deliği her seferinde inanılmaz bir şekilde açılarak yarağı içine alıyordu.

Kocası nasıl ameliyat etmişti bilmiyorum, ama gördüklerim çok şaşırtıcıydı. Kadriye gene deli gibi inlemeye başlamıştı bu arada. Tekrar makineyi elime alıp çekmeye başladım. Bunu bir kadın yada erkeğin görmesi halinde kim bilir neler hissederlerdi. Mesela bu görüntüleri karım izlese ne tepki verirdi. Gerçi vereceği tepkiyi az çok tahmin ediyordum. Kafamda odun kırardı belki de.

Makine aynı şekilde dakikalarca Kadriye’nin göt deliğine girip çıkarken, ben de elimde makineyle hem videoya kaydediyor, hem de fotoğraflıyordum. Kadriye’nin sanki gücü tükenmiş gibiydi. Makine onu epey yormuştu. Pufun üzerine yığılacaktı nerdeyse. Öylesine bir zevke maruz kalmıştı ki, zevkten bayılacaktı nerdeyse. O ara önce elimdeki makineyi, sonra da Kadriye’nin götüne giren makineyi kapattım.

Kadriye baygın baygın bakıyordu bana. Onu kollarından tutarak kaldırdım ve büyük koltuğun üzerine yatırdım. Yarağın ucu sıvılarla kaplanmıştı. Kadriye koltuğun üzerinde baygın gibi yatarken, elimde fotoğraf makinesi, yüzünü almadan fotoğraflarını çektim. Kadriye kendine geldikten sonra bu kez bana poz vermeye başladı. Koltuğun üzerinde dört ayaküstüne domaldığında, arkadan amının ve göt deliğinin epey bir resmini çektim. O ara amına daha bir yakından baktım. Amında, göt deliğinin ağzında bir tane bile kıl kökü yoktu. Teni kadife gibiydi.

Memelerini, vücudunu her yerini uzun uzun çektim. Fotoğraf makinesi lüks ve pahalı bir makineydi, çözünürlüğü çok yüksekti, fotoğraf ve video kalitesi çok iyiydi. Kadriye çektiğim resimlerine ve videoya baktı. “Hığmm, çok güzel, böyle güzel bir kadın olduğumu bilmezdim!” dedi. Sonra da, “Aşkım, bunları yayınlasana internette, erkeklerin benim hakkımda yapacakları yorumları görmek istiyorum!” dedi. “Olur, yeter ki sen iste!” dedikten sonra koltuğa, yanına oturdum.

Bir süre sessizce, birbirimize sarılı halde oturduk. Kadriye, “Aşkım, bu sefer ikili yapalım!” dediğinde, “Nasıl yani?” dedim. Benden pufun üzerine sırt üstü uzanmamı istedi, dediğini yaptım. Ayaklarımı yere koydum, ama yarağım halen inikti. O zaman Kadriye önümde çömelerek yarağımı sıvazlamaya ve ağzına almaya başladı. Yarağımı deli gibi somurdukça aldığım zevkle birlikte yarağım kalkmaya başlamıştı. Birkaç dakikanın sonunda yarağım kazık gibiydi. Kadriye yalamayı bıraktı ve üzerime ata biner gibi oturdu. Amını yarağıma hizaladı ve ardından yavaş yavaş oturmaya başladı. Az sonra Kadriye taşaklarıma kadar almıştı yarağımı.

Bir taraftan inliyor, diğer taraftan da arkasında kalan uzun elastik yarağı tutup götüne sokmaya çalışıyordu. Bir süre uğraştıktan sonra, “Iğhh, tamam oldu, ığhh!” dedi ve hemen arkasından kablolu kumandanın düğmesine bastı. O anda amındaki yarağımda plastik yarağın vuruşlarını hissetmeye başladım. Kadriye üzerime doğru eğildi, ellerini omuzlarıma attı, bense olduğum gibi duruyordum. Kadriye, “Iğhh, ayy, ağhh, uğhhh, ufff!” diye inledikçe inliyordu.

Şimdi amında gerçek bir yarak, götünde ise plastik bir yarak vardı. Amıyla göt deliği arasındaki ince duvardan plastik yarağı hissediyordum ben de. Ayağındaki devasa topuklularla yerden destek almaya çalıştığında 'Tak, tuk!' diye şiddetli sesler geliyordu. Bu arada makinenin çalışma seslerine Kadriye’nin inlemeleri karışıyordu. Bense sadece duruyordum ve üzerimde Kadriye ileri geri doğru hareket ediyordu. O ara sırtına bastırarak kendime çektim Kadriye’yi ve meme uçlarını deli gibi emmeye, ısırmaya başladım.

Bu şekilde Kadriye’nin aldığı zevk çoğalmıştı ve tabii inlemeleri de. Müthiş bir sikiş deneyimi yaşıyordum. Bir makineyle birlikte bir kadını sikiyordum. Plastik yarak her seferinde sanki Kadriye’nin götünü delecekmiş de yarağıma çarpacakmış gibi hissediyordum. Derken Kadriye’nin inlemeleri artmaya başladı, galiba yine boşalacaktı. Bense memelerini emmeye devam ediyordum. Amının sıcaklığını yarağımda hissediyordum, ama onun dışında sadece sırtüstü uzanmış halde durduğum için bir zevk alamıyordum. Bütün kontrol Kadriye’deydi, sadece o hareket ediyordu.

Makine halen '1' seviyesinde çalışırken yerde duran kumanda kablosuna elimi attım. Hızı '2' seviyesine çıkardım. Kadriye bunu beklemiyordu. Ellerimi sırtında birleştirerek sıkıca sarıldım ona. Plastik yarak iki kat daha hızlı ve güçlü şekilde Kadriye’nin götüne girip çıkarken, yarağıma da daha güçlü ve sert şekilde vuruyordu. O ara Kadriye’den, “Uğhh, ağhh, ağhh, uğhh, ığmm, ayy!” sesleri gelmeye başladı artarak. Makineyi hızlandırmama kızmamıştı. Aksine daha çok zevk alıyordu. Az sonra makineyi '3' seviyesine aldım. Plastik yarak daha çok, daha hızlı ve daha şiddetli şekilde Kadriye’nin götüne girmeye başladığında, bu kez zevk yerine acı iniltileri gelmeye başladı Kadriye’den.

Plastik yarak amındaki yarağıma şiddetle çarpıyordu her seferinde. Deli gibi bir amın içine girip çıkan yarağın hareketleri vardı plastik yarakta. Rahatsız olmuştum ben de. O anda da makineyi gene '1' seviyesine aldım. Bu pozisyonumuz daha fazla devam etmedi, Kadriye elimden kumandayı aldı ve makineyi kapattı. Ardından üzerimden kalktı. “Aşkım, bu oyuncak değil!” dedi bana. “Kızdın mı?” diye sordum. “Hayır canım, sadece söylüyorum!” dedi.

“Götüne girmek istiyorum!” dediğimde, Kadriye, “Tamam aşkım!” diyerek pufun üzerinde dört ayaküstüne domaldı. Arkasına geçerek dizlerimi kırdım, yarağımı biraz sıvazladıktan sonra açık duran göt deliğine bastırmaya başladım. Ameliyat neticesi Kadriye’nin götü lastik gibi olmuştu. Bir açılıp bir kapanıyordu. Yarağım nerdeyse taşaklarıma kadar götüne girip çıkarken, Kadriye’den uzun ve derin inlemeler geliyordu. Göt yanaklarından sıkıca tutup girip çıkıyordum götüne. Göt yanakları onun yaşındaki kadınlarda olduğu gibi sarkık değildi, halen taş gibiydi. Her girip çıkmamla birlikte bir zevk dalgası vücudumu sarıyordu.

Kadriye’nin ayağındaki kocaman topuklu ayakkabıları gördükçe yarağım daha da sertleşiyordu. Kocaman topuklular bende anlayamadığım şekilde azdırıcı bir etki yapıyordu. Derken daha fazla dayanacak gücüm kalmadı ve sarsıla sarsıla Kadriye’nin estetikli göt deliğine boşaldım. Bir süre daha girip çıktım götüne. Götünden çıktığımda deliği bir hayli açık kalmıştı, bugün üçüncü defa boşaldığımdan döl niyetine ne varsa hepsini akıtmıştım götüne. Götünün ağzı döllerimle kaplanmıştı.

Kadriye dizlerinin üzerine uzun süre çöktüğünden, dizlerini tuta tuta doğruldu. Pufun üzerine oturdu. “Huğhh, çok yoruldum bu gece!” dedi bana bakarak. Sonra da, “Çok teşekkür ederim, kaç zaman sonra gerçek bir yarak yedim!” dedi gülerek. Kadriye acıktığını söyleyerek sandviç hazırlamak için mutfağa geçti. Geçmeden önceyse benim gömleğimi giydi üzerine. Gömleğim uzun bir tunik gibi kalmıştı üzerinde.

Az sonra elinde bir tepsiyle geldi. Sandviçlerimizi yiyip bitirdikten sonra Kadriye bir sigara istedi. “Hayırdır, sen doktorsun, örnek olman lazım insanlara?” dedim gülerek. O zaman Kadriye, “Ayol beni örnek alacaksa insanlar, herkesin evinde böyle bir makine olması lazım!” dedi kahkahalarla. Makine dediği sikiş makinesiydi. Sonra konuyu değiştirdi, “Karın senden çok yaşlı, olgun kadınlardan hoşlandığın belli!” dedi gülümseyerek. Sonra da, “Çocuğun var mı?” diye sordu. Ben de, “Yok, yapmaya çalışıyoruz!” dediğimde, Kadriye kendini tutamayarak kahkahalarla gülmeye başladı.

“Neden gülüyorsun?” diye sorduğumda da, “İlahi aşkım, kadınlar amlarından sikildiğinde hamile kalır, ama sen karının götünü dağıtıyorsun!” dedi. Ben de jeton o zaman düşmüştü, karım diye Hacer’den bahsediyordu. “Yok, o benim karım değil zaten!” dediğimde Kadriye şaşırdı. Ben devam ettim, “Değil tabi, aramızda bir alacak verecek meselesi vardı. O benden para alınca, ben de onu götünden siktim o gün!” dedim. Kadriye inanmamış gibi bakıyordu. Açıklama gereği duydum, “Yani evliyim, ama karım o değil, gerçi benim karım da benden 9 yaş büyük. Dediğim gibi bir çocuğumuz olması için uğraşıyoruz!” dedim.

Kadriye, “O zaman karını bana getir de ben de bir muayene edeyim. İleri yaşlarda doğurmak bazen tehlikeli olabiliyor!” dedi. Sigarasından bir nefes çektikten sonra, sanki bir şeyi hatırlamış gibi, “Aa, bak sana şu Ayşe hanımı anlatacaktım!” dedi. Ben unutmuştum, ama şimdi meraklanmaya başlamıştım.

Kadriye, “Bundan herhalde 9-10 sene evveldi. Bu Ayşe Hanım geldi muayenehaneme. Hamile olduğunu söylüyordu, ama çocuğunu aldırmak istediğini de söylüyordu ha bire. Ben de ona kocasını da getirmesini söyledim. Bana, (Yok, olmaz, kocamın gelmesine gerek yok, o da böyle istiyor zaten!) falan demeye başladı. Ben aslında o dakika anladım bu işte bir şey var diye. Kadının yaşı da var, öyle kolay bir iş değil bu. Neyse kadın çıkardı çantasından bir deste para. Çocuğu almam için yalvarıyordu, devamlı ağlıyordu. Ben dedim kendi kendime, bu kadında bir şey var diye. Kadını da görsen, o zaman şimdiki gibi değildi, simsiyah bir çarşafın içinde, bir tek gözleri görünüyor. Sonunda baktım olacak gibi değil, ben de çocuğunu aldım!” dedi.

Ben bundan bir şey anlamamıştım. “Ee, ne var bunda, kadın çocuğunu aldırmak istemiş?” dediğimde, Kadriye bana bakıp, “Yahu Osman, sen salak mısın, yoksa saf mı? Kadın kocasından değil, başkasından hamile kalmış. Onun için gizlice bana gelip ayaklarıma kapandı. Kocamın gelmesine gerek yok falan demesinin sebebi de bu zaten!” dediğinde ağzım açık kaldı. Kadriye, “Çocuğunu aldım, kadın kocasına kist ameliyatı olduğu yalanını söyledi. Tabi bu yalanına beni de alet etmiş oldu!” dedi.

Anlattıkları karşısında şok olmuştum. Ayşe hanımın geçmişte başka bir adamdan hamile kaldığını öğreniyordum. Kadriye aramızdaki ilişkiye güvenerek bana bunları anlattığını, yoksa hastaları ile ilgili kesinlikle kimseye bir şey söylemeyeceğini söyledi. Benim Ayşe hanımı tanımadığımı sanıyordu, ama yanılıyordu.

Kadriye anlatmaya devam etti: “Restoranda sakallı bir adam gördün ya, hani bu gitti adamın koluna girdi ya. İşte o bunun kocası. Bunlar aslında çok zengin bir aile. Ama gizli zenginlerden. Dışardan baksan hiç belli olmuyor. O zamanlar öyleydi, gerçi şimdi kadın elindeki çantanın parasıyla seni, beni satın alır. Ne diyorum, kadın geldi kapkara bir çarşafın içinde, sadece gözler görünüyor. Ben bunun çocuğunu aldım. Ama bu bana daha sonraları gelip gitmeye başladı. Beni ablası gibi gördüğünü söylüyordu. Neyse, bu bir gün geldi bana gene. Nasıl ağlıyor, nasıl ağlıyor. Başladı anlatmaya. Kocası o zamanlar bunu ehliyete göndermemiş, kadın kısmı araba kullanmaz diyerek. Buna da özel şoför tutmuş. Meğerse bu özel şoförüyle, af buyur, epey zaman sikişmiş. O adamdan hamile kaldığını da anlayınca çok korkmuş doğal olarak. Araya araya beni bulmuş, aynı senin bulduğun gibi. Adamı bir bahaneyle kendisi kovmuş. Ama adama hamile olduğunu söylememiş, üstelik de ses etmesin diye bir ton para vermiş. Adam da tabii o kadar parayı alınca taşınmış buradan. Ondan sonra da kocasıyla kavga ede ede ehliyete gitmiş, kocası da sonunda buna araba almış. O günden beri arabasını kendisi kullanıyor!” dedi.

Kadriye’nin anlattıkları karşısında ağzım açık kalmıştı. Ayşe hanımın hikâyesi gerçekten çok şaşırtıcıydı. Diyecek bir şey bulamıyordum. Kadriye devam etti: “Ara ara bana gelmeye devam ediyor bu. Bunun kocası da önüne gelen karıya sulanan bir adam. Ee, para da var tabii. Ayşe kocasının bütün haltlarını biliyor, ama geçmişte işlediği günahın ağırlığından bunlara ses çıkartmıyor. Bilmiyorum, onun bana söylediği bu. Beni psikiyatrist yerine koyup anlatıyor böyle bazen!” dedi.

“Ne insanlar var!” dedim, Kadriye tepki vermemi bekliyor gibiydi çünkü. “Aynen öyle!” dedi Kadriye, “Çok iyi bir kadındır aslında, ama biraz gösteriş budalasıdır. Bir evi var, dört beş katlı bir villa. İçine bir gir, her taraf en pahalı eşyalarla dolu. Ayşe Hanım birkaç sene öncesine kadar kapkara çarşafla geziyordu. Sonradan böyle giyinmeye başladı. Evine gittim ben, evin en altında kocaman kapalı bir havuzu var. Anadan doğma girip yüzüyor içinde. Bak şu işe, kocası bunu erkeklerden gizliyor güya, ama kadın şoförüyle sikişiyor. Büyük oğlu var bunun, Amerika’da yaşıyor. Kızı da evlenip İngiltere’ye yerleşmiş, yanında en küçük oğlu var şimdi. Onu da mağazadaki satışçı bir kızla nişanlamışlar. Bana her gelip gittiğinde gelinini, dünürünü şikâyet edip duruyor. Kızı istemiyorlar, ama oğulları çok seviyor. Oğlunu da görsen dünya iyisi bir çocuk!” dedi Kadriye.

Bana, Semanur da, Dilber de, Semanur’un nişanlısı Ahmet’in bir abisi ve ablası olduğundan bahsetmemişti. Ahmet de kendi ailesi hakkında tek laf etmemişti. Semanur’un Ahmet’le sikişerek bekâretini bozdurmasının, Dilber’in dünürüyle sikişmesinin sebepleri iyice açığa çıkmıştı. Ayşe hanım ve kocasının sahip oldukları yüklü zenginlikti bunun sebebi. Ne yapıp yapıp o kadını yatağa atmalıyım diye düşündüm. Semanur bana, Ahmet’le akraba olduklarını söylemişti. Bu bir yalandı. Hatta, (Onların maddi durumu bize göre daha iyi!) dediğinde de yalan söylemişti. Çünkü Ahmet’in ailesi çok zengindi. Semanur bana özellikle yalan söylemişti, kendisi hakkında yanlış fikirler beslemeyeyim diye.

Saat epey ilerlemişti. Kadriye, “Bende daha ne hikâyeler var, bir anlatsam aklın gider, aklın!” dedi gülerek. Yalan söylemediğine emindim. Son bir defa daha sikmek istiyordum, ama Kadriye, “Aşkım benim sabah erkenden hastanede olmam gerek, doğuma gireceğim. Onun için bu geceyi burada bitirelim, başka bir zaman devam edelim. Bana çok zevk verdin, teşekkür ederim. Şu, 'Üvey Anne-Oğul' oyunumuza da devam ederiz hem!” dedi.

O koltukta oturmaya devam ederken ben banyoya girdim, duş kabinine girerek güzelce yıkandım. Kurulanıp içeri geçtim, giyinmeye başladığımda, o da kendi üzerindeki gömleğimi çıkardı. Onu dudaklarından öperek çıkacakken, “Aşkım şunu gene yerine kaldırsana!” dedi. Sikiş makinesini kastediyordu. Makineyi alıp yatak odasındaki dolaba koydum yine. Kadriye fotoğraf makinesinin içindeki hafıza kartını verdi bana ve “Mutlaka görmek istiyorum bunları internette!” dedi. Onu dudaklarından uzun uzun öperek çıktım.

Bu gece benim için sürprizlerle geçmişti. Ama en büyük sürpriz Ayşe hanımın hikâyesini öğrenmem olmuştu!

[Osman]

Ah Bu Töreler! Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum! Tüm Bölümleri »


Seks Hikayeni Yolla! « Seks Hikayeleri Anasayfa!